tarçın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarçın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Ananas Kabuğu Çayı


Herkese merhaba,

Malum önümüz bayram, hepimiz Perşembe ve Cuma’yı birleştirip uzun, güzel bir tatil yapmak, bol bol yüzüp güneşlenip yorgunluğumuzu atmak istiyoruz. Ama fazla kilolar ve selülitler moralinizi bozmasın, size bikini giymeyi sevdirecek harika bir tarifim var! :))

Sadece 2 malzemeyle 15 dakikada yapılabilecek üstelik de bir bitki çayından beklenilmeyecek kadar çok lezzetli bir tarif: Tarçınlı Ananas Kabuğu Çayı
 
 
 

 
Ananasın faydalarını diyet yapanlar bilirler, hatta kahvaltılarda ve ara öğünlerde bu lifli meyveden yememizi öneriyor pek çok diyetisyen. İçerdiği vitamin ve mineraller bir tarafa, sahip olduğu protein mayası sayesinde sindirim sistemimizi çalıştırıyor ve metabolizmamızı hızlandırıyor. Ayrıca ödem oluşumunu engelleyip vücutta yağ birikmesini de engelliyor.

Tarçının faydalarını anlatmıyorum, kan şekerini ayarlayıp zayıflamaya yardımcı olduğunu ve ani tatlı krizlerini engellediğini zaten biliyoruz.

Yapmanız gereken marketten ananas alırken kabuklarını da istemek, biraz garip garip bakabilirler ama Çayyolu Migros’taki abiler alıştılar artık, ben istemeden kabuklarını da ayrı bir poşete koyuyorlar :))
 


 

 
Malzemeler:

Yarım ananas kabuğu

2 adet çubuk tarçın

1 litre su
 
 

 

 
Ananas kabuklarını iri iri doğrayıp tencereye alıyoruz, çubuk tarçınları ve suyu ekleyip 15-20 dakika kadar kaynatıyoruz. Sonra süzüp içiyoruz, bu kadar kolay işte :)

Çay kaynarken mutfakta sanki fırında elmalı turta pişiyormuş gibi bir koku duyuyorsunuz, tadı da kokusu gibi çok hoş, çok çok lezzetli ;)

Ben akşamları sıcak sıcak bir fincan içmeyi tercih ediyorum ama soğuk hali de meyve suyu gibi, öyle de tüketebilirsiniz ;)
 
 

 

 
Unutmayın kızlar sadece bu çayı içerek bir yere varamayız, daha kesin ve kalıcı sonuçlar için diyet ve sporu bırakmayın ;)

Hoşçakalın!
 
 
 
 
 
 
 

30 Mayıs 2014 Cuma

Zeytinyağlı biber dolması


Evlendiimmmmm :)))

Aylardır değil tarif yazmak, mutfağa bile giremeyişim hep bu sebepten :)

Düğün fotoğraflarımı alınca evlenme süreciyle ilgili bir yazı dizisine başlayacağım ama birikmiş tariflerimi yayınlamak için dört gözle bekliyorum :)

Aşık olduğum adamla hem de tam 10 gündür evliyim artık. Balayından döner dönmez işbaşı da yapınca inanılmaz yoğun bir tempoda bulduk kendimizi. Ama şikayet miyim? Tabii ki hayır!

Evlenmenin benim için en keyifli tarafı da kendi zevkime göre döşediğim mutfağımda, cicili biçili eşyalarımla kocişimin sevdiği yemekleri pişirmek. İşten 7’de döndüğüm için yemekler önceki geceden pişirilip buzdolabında ve dipfrizde depolanıyor, ama bu durum her gece muhakkak tekrar ediliyor. Yemek pişirmek konusundaki bu yeni gelin hevesim ütü için de geçerli olur umarım çünkü Cantürk’ün gömlekleri ütü odasında birikmeye başladı bile :)

Balayında biraz fazla kaçırınca –düğün stresinin de sona ermesiyle- azıcık kilo alıp döndüm. O yüzden de akşamları eşime sadece salata ve sebze yemekleriyle eşlik ediyorum ama bu durum onun sevdiği yemekleri yapmama engel değil. Düğünden sonraki ilk postum da dün gece yaptığım zeytinyağlı biber dolmasının tarifi olsun. Kendim için yaptığım salata ve diyet yemeklerini de bulduğum her fırsatta ekleyeceğim, ben tatili yapıp geldim diye bikini giyecek hemcinslerimi unutmuş değilim :))

Zeytinyağlı yaprak sarma benim için acılı ekşili olması gerekirken biber dolmasını fıstık, kuş üzümü ve tarçınla tatlı tatlı severim. Geçen sene tanıştığım Knorr’un zeytinyağlı dolma harcı da tam benim damak tadıma göre. Ancak paketin üzerindeki gibi değil kendi tarifime ek olarak bu harcı kullanıyorum yani bir nevi baharat muamelesi görüyor benim için :) Hatta yetmiyor biraz daha tarçın ve  yedibahar ekliyorum her seferinde.

Yaprak sarmasında bahsettiğim ve biber için de kullanabileceğiniz acılı ekşili dolma harcım için TIK TIK
 

Malzemeler:

Yarım kilo dolmalık biber

2 büyük boy kuru soğan

1,5 su bardağı pirinç

Yarım paket Knorr zeytinyağlı köfte harcı

Yarım çay bardağı sızma zeytinyağı

2 yemek kaşığı çekirdeksiz sarı kuru üzüm (isteğe bağlı)

Tuz, yedibahar ve tarçın

 

Soğanları yemeklik doğrayıp zeytinyağı ile kavrulmak üzere tencereye alıyoruz. Zeytinyağlı dolmalarda ne kadar soğan kullanırsanız o kadar lezzetli olur, o yüzden olabildiğince çok soğan kullanın.

 
Soğanlar kavrulurken pirinçleri yıkayıp, dolma biberlerimizi ayıklıyoruz. Salçalı harç yaptığımda dolmalara kapak olarak domates kullanırım ama bu harçla pek uyumlu olmuyor. Ben de annemden öğrendiğim şekilde dolmanın saplarının olduğu kısmı kapak yapıyorum. Sivri ve küçük bir bıçakla biberin sapının etrafında yuvarlak çiziyorum ve iterek çıkarıyorum. Üzerindeki çekirdekleri de kesip atınca kapağımız hazır oluyor.


 
Harcın içerisinde yeterince fıstık ve kuş üzümü var. Yetmezse ekstra ilave edebilirsiniz. Bir de benim gibi dolmayı tatlı sevenlerdenseniz ve kullanmak isterseniz çekirdeksiz sarı üzümleri 5 dakika kadar sıcak suda bekletip yumuşatıyoruz. Ayrıca fıstığa ek olarak ceviz kullananlar da duydum, denemek istedim ama Cantürk biraz tereddütlü yaklaşınca daha sonra artık diyip vazgeçtim.

Soğanlar yumuşayınca pirinç, kuru üzüm ve harcımızı ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Harç yetersiz gelirse tuz, tarçın, yedibahar veya istediğiniz herhangi bir baharatı da ekleyebilirsiniz.


 

Yeterince kavurduktan sonra üzerini geçecek kadar sıcak su ekliyoruz. İçinizi fazla pişirmemeye, hafif diri bırakmaya çalışın. Çünkü zaten biberlerle beraber pişmeye devam edeceği için lapa olmasın.

İçimiz piştikten sonra altını kapatıp soğumasını bekliyoruz. Pirinçleri az pişirdiğimiz için fazla doldurursak dolmalar pişerken patlayabilir ;) O yüzden dolmaların 3/4ünü geçmeyecek şekilde dolduruyoruz ve kapaklarını kapatıyoruz.

 

Tenceremize biberleri dizdikten sonra sıcak su ekleyip orta ateşte pişmeye bırakıyoruz. Ara ara kontrol edip (biberlere çatal ya da kürdan batırarak) az gelirse su ekleyerek biberlerimizi pişiriyoruz. İşte bu kadarcık :)   

Ben biraz pratik olduğum için (yok hayır kesinlikle üşengeçlikle alakası yok) içi pişirdikten ve dolmaları doldurduktan sonra biberlerimi gene aynı tencereye dizdim. Hem iki ayrı tencere kirletip kendime daha fazla bulaşık çıkarmadım hem de tencerenin dibinde kalan yağı yemeğin yağı olarak kullandım, ziyan etmedim.  

Hazır ürünlere karşı olanlardansanız kuş üzümü, çam fıstığı ve baharatları kendi zevkinize göre ayarlayıp kullanabilirsiniz de. Ben hem zaman azlığından hem de damak tadımla birebir örtüştüğünden bu harcı mutfağımdan eksik etmiyorum.
 
 

Harcımı ve dolmalarımı pişirdiğim pembe seramik tencerem –siz sormadan söyliyim- Bernardo’dan. Renkli cupcake baharatlıklarım Migros’tan; pembe-mor olanlar ve böğürtlenli kesme tahtam Tantitoni’den; yanda gözüken pembiş çilek tencerem de Mudo’dan. Merak ettiğiniz başka herhangi bir şey olursa yazabilirsiniz.
Düğünümden minnoş bir fotoğrafla veda etmek istiyorum :)


 
Herkese sevgiler & öpücükler :)
 
 
 
 

15 Ağustos 2013 Perşembe

elmalı pasta

Babamın bahçesinde yetişen ve kışın buzdolabının yarısını kaplayan organik elmaları tüketmek için sık sık elmalı pasta yaparım ama diğer kurabiyeler gibi kıtır kıtır olunca hoşuma gitmiyor, bu tarifi hele de sıcakken ağzı kapalı bir kaba koyup bekletince yumuşacık oluyor. Her seferinde en az 3 tepsi - ki her tepside yaklaşık 24 tane oluyor- yapıyorum, böylece fazlasını dondurucuya atabiliyorum. Ben birer lokmalık yapmaktan yanayım, siz isterseniz açtığınız hamuru daha geniş tutarak büyük rulolar elde edebilirsiniz. Malzeme listesinden anlayacağınız üzere gene margarin tercih etmedim, sızma zeytinyağını da sadece tuzlulara yakıştırdığımdan tereyağı kullandım. Bazı tariflerde 1er ölçü yoğurt ve süt yerine 2 ölçü yoğurt görüyorum ama denedim ve belirgin derecede ekşi oldu. Şeker kullanımını azalttığımdan daha önce de bahsetmiştim, o yüzden hamuruna çok az esmer şeker koyuyorum, o da tuzlu bir hamur gibi olmaması için. İç harcı zaten Amasya elması ile yapıldığında yeterince tatlı oluyor, hele de benim gibi bol bol koyuyorsanız. Tarçın da -sizleri bilmiyorum ama- bende tatlı yemişim hissi uyandırdığından harcına şeker eklemiyorum. Tatlı sevenler için servis ederken pudra şekeri serpmeyi öneririm ama içerisinde zaten tereyağı ve beyaz un olduğundan yeterince kalorili :)



İç harcı için;  5 Amasya elmasını rendeliyoruz , tavada suyunu çekene kadar 1 su bardağı çekilmiş ceviz ve 1 tatlı kaşığı tarçınla kavuruyoruz. Harcımız soğurken hamuru hazırlıyoruz. 


200 gr oda sıcaklığında tereyağı,        
1 su bardağı yağsız yoğurt, 
1 su bardağı yağsız süt, 
1 paket vanilya, 
1 paket kabartma tozu, 
3 yemek kaşığı esmer şeker ile alabildiğince unu yoğuruyoruz, iri bezeler yapıp her bezeyi ayrı ayrı merdaneyle açıyoruz ve 8 eşit üçgene bölüyoruz. Üçgenlerin geniş kısmına iç harcımızdan koyup sigara böreği gibi yuvarlıyoruz ve fırına veriyoruz. Pişirme süresi ve derecesi fırından fırına değişiyor ama ben 180 derecede yaklaşık 20-25 dakika pişiriyorum. Eğer sizinkiler daha büyükse, hamuru kalınsa ya da daha kızarmış olsunlar isterseniz süreyi uzatabilir, dereceyi artırabilirsiniz. 

Merdaneyle açmak zahmetli gelirse ay çöreği ya da poğaça gibi de şekil verebilir, büyüklüğünü dilediğinizce değiştirebilirsiniz.


Afiyet olsun! :) 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...